<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>ahteslimiyet</title>
        <description>Ask,Sevgi ve Kisisel Gelisim Ustune</description>
        <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 21:42:55 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Taşa taşa taşlaşıyoruz </title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/tasa-tasa-taslasiyoruz_53736721.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/tasa-tasa-taslasiyoruz_53736721.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;ldquo;Ben bir solucanım, fakat Tanrı'nın inayetiyle bir insan olacağım.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mayıs 1916'da cephedeyken ve tam da tehlikeli bir g&amp;ouml;revi &amp;uuml;stlenmişken, savaş g&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;ne işte aynen b&amp;ouml;yle yazmış Wittgenstein. (Ich bin ein Wurm, aber durch Gott werde ich zum Menschen.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan olmak... insan h&amp;acirc;line gelmek... insanlaşmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B&amp;ouml;yle bir amacın peşine d&amp;uuml;şmek i&amp;ccedil;in, kişinin kendisini 'solucan' gibi hissetmesi gerekmiyorsa da aczinin, zayıflığının, yetersizliğinin farkına varması şart. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; insan, herşeyden &amp;ouml;nce, 'olunan', 'ulaşılmak istenen' bir mertebe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İnsan' olarak doğmuyoruz; aksine 'insan olma' yeteneğiyle d&amp;uuml;nyaya g&amp;ouml;zlerimizi a&amp;ccedil;ıyoruz. İstersek, gayret edersek ve tabii ki g&amp;uuml;&amp;ccedil; yetirebilirsek ancak 'insan' oluyoruz; olabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayvan olarak, bir canlı olarak, bir organizma olarak d&amp;uuml;nyaya gelmek, ve hep &amp;ouml;yle kalmak da var işin i&amp;ccedil;inde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanlık, ni&amp;ccedil;in k&amp;ouml;t&amp;uuml; olsun, hayvanlıkla muttasıf olanlar sırf varoluşlarının gereğini yerine getiriyorlar diye? Hayvanlık, eksiklik sadece. Kem&amp;acirc;lin noksanlığı. Bizatihi kem&amp;acirc;le ulaşamama noksanlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizi ne zaman bir 'solucan' gibi hissetmeyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umumiyetle, kibirlendiğimiz, kibrin pen&amp;ccedil;esine yakalandığımız takdirde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir kibir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k olmadığı h&amp;acirc;lde 'b&amp;uuml;y&amp;uuml;km&amp;uuml;ş gibi' davranma mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet kibrin karşılığı sadece &amp;ldquo;b&amp;uuml;y&amp;uuml;km&amp;uuml;ş gibi davranmak&amp;rdquo;, &amp;acirc;miyane tabirle &amp;ldquo;tafra satmak&amp;rdquo; olsaydı, bu, pek &amp;ouml;yle 'bağışlanamaz' bir su&amp;ccedil; olarak nitelenemezdi. Herkes b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olmak, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmek ister, isteyebilir. Kendince b&amp;uuml;y&amp;uuml;klenebilir. Kibir de.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/tasa-tasa-taslasiyoruz_53736721.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2009 10:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BAĞBOZUMU </title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/bagbozumu_53736571.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/bagbozumu_53736571.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;nlerde hi&amp;ccedil; ağa&amp;ccedil;ların arasında dolaştınız mı? Ayaklarınıza kurumuş yapraklar, &amp;ccedil;&amp;uuml;r&amp;uuml;m&amp;uuml;ş kemik gibi dallar takıldı mı? G&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;ze eskimişliğin gri rengi, yitip gitmişliğin sararıp solmuş bi&amp;ccedil;imleri takıldı mı? Vakit ayırın kendinize ve ağa&amp;ccedil;ların arasında bir dolaşın. G&amp;ouml;zlerinizi kaldırıp, fakirleşip, &amp;ccedil;ıplaklaşmış ağa&amp;ccedil; dallarında dolaştırın. Size neler s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yorlar? Ne haberleri var size?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de geride bıraktığımız o g&amp;uuml;zel bahar g&amp;uuml;nlerini ve hemen ardı sıra gelip ge&amp;ccedil;en yaz g&amp;uuml;nlerini hatırlayın. Bah&amp;ccedil;eler dağılmış, bağlar bozulmuş &amp;ccedil;oktan&amp;hellip; Şimdi bağbozumu vakti. Meftun olduğumuz ter&amp;uuml;tazelik gitmiş, yerini bozulmuşluğa, &amp;ouml;l&amp;uuml;me yakınlığa bıraktı. Daha d&amp;uuml;n yemyeşilken ağa&amp;ccedil;lar, bug&amp;uuml;n sapsarı, kızıl, kahverengi.. Yeşil &amp;ouml;rt&amp;uuml;ler &amp;ccedil;oktan &amp;ccedil;ıkarılmış, kuru kemiklere benzeyen &amp;ccedil;ıplak ağa&amp;ccedil; dalları fakr i&amp;ccedil;inde g&amp;ouml;ğe uzanıyor. Zamanın ilerlemesiyle her şey eskiyor, her yer toprağa yakınlaşıyor. Aynen insan gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y&amp;uuml;r&amp;uuml; ey bivefa herc&amp;acirc;&amp;icirc; g&amp;uuml;zel&lt;br /&gt;G&amp;ouml;nl&amp;uuml;m o sevdadan vazgeldi ge&amp;ccedil;ti&lt;br /&gt;Soldu a&amp;ccedil;ılmadan gonce-i emel,&lt;br /&gt;Sonbahara erdik, yaz geldi ge&amp;ccedil;ti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B&amp;ouml;yle diyor Rıza Tevfik Serzeniş&amp;rsquo;inde. Burada ger&amp;ccedil;i sevgiliyedir serzeniş... Peki ya insanın en &amp;ccedil;ok sevdiği, bel bağladığı kimdir? En vefasız kimdir insana? Kim umulmadık bir anda terkedip gider insanı? Elbet kendisi. İnsanın belki en sevdiği ve muhakkak en vefasızı kendisi olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız elimizden yavaş yavaş kaymadadır. Biz farkına varamayız &amp;ccedil;oğunlukla. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n zamanlara ayağımızı basabileceğimizi, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n yarınların bizi beklediğini .. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/bagbozumu_53736571.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2009 10:49:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> Ruhlarınızı çağırın aranıza</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ruhlarinizi-cagirin-araniza_53401371.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ruhlarinizi-cagirin-araniza_53401371.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bir zamanlar, Afrika'da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, beraberlerindeki eşya ve y&amp;uuml;kleri hayvanlara y&amp;uuml;klemişler, yerlileri de hamal ve rehber olarak yanlarına alıp uzun bir yolculuğa &amp;ccedil;ıkmışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafile zor şartlar altında, balta girmemiş ormanların i&amp;ccedil;inde ilerleyerek, nehirleri, vadileri ve &amp;ccedil;ağlayanları aşıp yolculuğa hızla devam ediyormuş. Fakat g&amp;uuml;nlerden bir g&amp;uuml;n yerlilerin bir kısmı birden durmuşlar. Taşıdıkları y&amp;uuml;kleri yere indirmişler ve hi&amp;ccedil; konuşmadan beklemeye başlamışlar. Hedeflerine bir an &amp;ouml;nce varmak isteyen arkeologlar bu duruma bir anlam verememişler. Zaman kaybettiklerini, bir an &amp;ouml;nce yola devam etmeleri gerektiğini anlatmışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, yerliler derin bir suskunluk i&amp;ccedil;inde beklemeyi s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rm&amp;uuml;şler. Yerlilere terc&amp;uuml;manlık eden rehber, onlarla bir s&amp;uuml;re konuştuktan sonra durumu şu şekilde ifade etmeye &amp;ccedil;alışmış: &quot;&amp;Ccedil;ok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor.&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir nefes olsun durup, geride bıraktığımız ruhumuzu &amp;ccedil;ağıralım mı bug&amp;uuml;n? Bedenlerimizin alabildiğine yakınlığına inat, i&amp;ccedil;imizde s&amp;uuml;rekli inşa ettiğimiz o sinsi uzaklığı fark etmeye &amp;ccedil;abalayalım mı? Kim bilir, belki de o hırslı arkeologlar gibi ileride bir yerde bizi beklediğini sandığımız, o kayıp mutluluğun hayal&amp;icirc; taşlarını &amp;uuml;st &amp;uuml;ste koyarken, mutluluğumuzun k&amp;ouml;şe taşlarını yıkıp ge&amp;ccedil;iyoruz, duygularımızı &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;yoruz; kalplerimizi yolda bir yerde yitiriveriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi, bug&amp;uuml;n duralım ve susalım. G&amp;ouml;zlerimize s&amp;ouml;z verelim. Bakışımız nutuklar &amp;ccedil;eksin. Suskunluğumuza gelsin konuşma sırası. Aşkların telaşlarda eriyip gittiğini g&amp;ouml;zlerimiz s&amp;ouml;ylesin bize. Telaşların sevgileri hep sonralara itelediğini s&amp;uuml;k&amp;ucirc;netimiz fısıldasın.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/ruhlarinizi-cagirin-araniza_53401371.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2009 12:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ENE&amp;#8217;L AŞK</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ene-l-ask_53401191.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ene-l-ask_53401191.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;ldquo;Suyu bildin mi &amp;Ccedil;elebim?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;L&amp;uuml;tfedip bildirirsen Lalam&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Su, hayatın aynıdır. Hayat sudan ibarettir. Can olan ne varsa nebatatta, hayvanatta ve adem oğlunda, suyu &amp;ccedil;ekip aldığında ondan hayatı da alırsın&amp;hellip;&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Doğrudur Lalam&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Su temizler, t&amp;acirc;hirdir. Susuz kalan nesne kirlenir. İnsan kendini de nefsini de su ile temizlemelidir&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Hakikattir, Lalam&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Ve dahi su muallaktır, kalb gibi. Durduğu gibi durmaz, değişir. G&amp;acirc;hi buhar olur g&amp;ouml;ğe u&amp;ccedil;ar, g&amp;acirc;hi buz olur yerinde k&amp;acirc;vi kalır.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Ben su gibi miyim Lalam?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Senin &amp;ouml;z&amp;uuml;n topraktır ve dahi tabiatın 'ebu t&amp;ucirc;rab' olsa gerektir.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;elebi bir nice zamandır zihnini meşgul eden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerde y&amp;uuml;z&amp;uuml;p giderken beş vaktin beşinde de bulunması gereken yerde birka&amp;ccedil; defa yokluğunu hissettirmişti. Ders esnasında da zihni bir yerde takılıp kalıyordu. Ge&amp;ccedil;ip giden o hadiselerden sonra s&amp;uuml;k&amp;ucirc;nete ermişken &amp;Ccedil;elebi&amp;rsquo;nin bu hali Lalasını endişelendirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Toprağı bildin mi &amp;Ccedil;elebim ?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;L&amp;uuml;tfederseniz &amp;ouml;ğrenirim Lalam.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Toprak, suyun vatanıdır, hayatın var olduğu, varlığın kendini bulduğu yer. Toprak cesettir, su ona can verir. Ademoğlu topraktandır&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Lalam &amp;ouml;yle buyurursun da lakin ben etten kemikten bir beden g&amp;ouml;r&amp;uuml;r&amp;uuml;m. Toprak nerdedir.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;&amp;Ccedil;elebim g&amp;uuml;nlerdir bunu mu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;&amp;Ccedil;ok şey d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r&amp;uuml;m amma bu sualime cevap değildir ?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Sualine cevap da vardır. Bilmez misin, ol H&amp;uuml;dai &amp;lsquo;Nebi idin dahi Adem dururken m&amp;ac.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/ene-l-ask_53401191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2009 12:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Aşk Elle Tutulmaz; Kalpte Tutulur</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ask-elle-tutulmaz-kalpte-tutulur_53400951.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ask-elle-tutulmaz-kalpte-tutulur_53400951.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;İnsan, g&amp;uuml;le benzer; g&amp;uuml;lse insana!..&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;İnsanların &amp;ccedil;oğu, diken doludur; Isparta g&amp;uuml;l&amp;uuml; gibi... İnsanların &amp;ccedil;oğu, az katmerlidir; Isparta g&amp;uuml;l&amp;uuml; gibi... İnsanların &amp;ccedil;oğu, pembe &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eklidir; Isparta g&amp;uuml;l&amp;uuml; gibi...&lt;br /&gt;İnsan, g&amp;uuml;le benzer yani;&lt;br /&gt;G&amp;uuml;l&amp;uuml;n insana benzediği kadar!&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;İnsana benzeyen Isparta g&amp;uuml;lleri g&amp;uuml;l&amp;uuml;mserken bah&amp;ccedil;elerde; birer, onar, y&amp;uuml;zer, biner toplanır yaprakları...&lt;br /&gt;Binlerce yaprağı bile bir kilo gelmez &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eklerin... Ama gereken; binlerce kilo g&amp;uuml;l yaprağıdır...&lt;br /&gt;Bunun i&amp;ccedil;in toplanır ve toplanır ve toplanır taze &amp;ccedil;i&amp;ccedil;ekler...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Sonunda b&amp;uuml;y&amp;uuml;k imtihan başlar: Kaynayan suyun buharı...&lt;br /&gt;Tam d&amp;ouml;rt ton... Yani d&amp;ouml;rt bin tane bir kilo g&amp;uuml;l yaprağı, buharda damıtılır; bir kilo g&amp;uuml;lyağı i&amp;ccedil;in...&lt;br /&gt;Dikeni bol g&amp;uuml;l&amp;uuml;n yaprağı damıtılınca, 4 binde bir oranında g&amp;uuml;l esansı kalır da geriye;&lt;br /&gt;...acaba insandan kalacak olan, nedir?..&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;İşte, aşk; budur!&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;Aşk; sen değilsin, senin kokundur!&lt;br /&gt;Sen aşk değilsin, aşk; i&amp;ccedil;inde var olandır... Senden arta kalandır... Damıtılacağın g&amp;uuml;n, a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkacak olandır!..&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Aşk nedir, biliyor musun?..&lt;br /&gt;Aşk; uzun yolculuklara benzeyen bir bekleyiş, h&amp;uuml;crelerde beklemeye benzeyen bir yolculuktur...&lt;br /&gt;Aşk elle tutulmaz; kalpte tutulur...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;G&amp;uuml;lyağı... Yani şu soluk sarı renkli, g&amp;uuml;l kokulu, keskin lezzetli nesne... Biliyor musun; işte bu g&amp;uuml;l esansı, u&amp;ccedil;ucudur!&lt;br /&gt;A&amp;ccedil;ık bırakamazsın; herkese koklatamazsın!..&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;G&amp;uuml;l&amp;uuml;n esansı kadar azdır insanın i&amp;ccedil;indeki aşk;&lt;br /&gt;Ya da insanın i&amp;ccedil;indeki aşk; g&amp;uuml;l esansı kadar &amp;ccedil;oğalıcı ve kıymetlidir...</description>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2009 12:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GüL Oldum</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/gul-oldum_53200871.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/gul-oldum_53200871.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Ben kalbimi d&amp;uuml;nyanın dert duvarları arasında ezdirdim&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ok &amp;ouml;zledim sonsuz genişliğini secdelerin&lt;br /&gt;Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle &amp;ccedil;ok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan i&amp;ccedil;tiğim serinliğe&lt;br /&gt;Ben bencilliğin dehlizlerinde &amp;uuml;mitsizce&lt;br /&gt;dolandım...dolandım...dolandım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle &amp;ccedil;ok hasretim ki bir ruk&amp;uuml;n kavsinde&lt;br /&gt;Belimi kıran ayrılıkları g&amp;ouml;ğe savurmaya&lt;br /&gt;Ben ellerine cilveli kelep&amp;ccedil;eleri vurulmuş bir zavallıyım&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ok isterdim bir kıyamın kıyametinde&lt;br /&gt;İ&amp;ccedil;imdeki b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kuşları dağlara u&amp;ccedil;urmayı&lt;br /&gt;Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmaya&lt;br /&gt;C&amp;uuml;mle dilenciliklerden kurtulmayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle hasretim ki g&amp;ouml;ğs&amp;uuml;mde sakladığım kanadı kırık ser&amp;ccedil;eleri&lt;br /&gt;Rahmetinin yuvasına u&amp;ccedil;urmaya&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle &amp;ccedil;ok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhta&amp;ccedil; olmaya&lt;br /&gt;İ&amp;ccedil;imde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya&lt;br /&gt;ahdettim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M&amp;uuml;lteci ellerimin ayazında &amp;ouml;lm&amp;uuml;ş kelebekleri&lt;br /&gt;Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim&lt;br /&gt;Ben gururun mahkumuyum...&lt;br /&gt;Ben ger&amp;ccedil;eğin ka&amp;ccedil;kınıyım...&lt;br /&gt;Ben g&amp;uuml;nahın tutsağıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben isyan &amp;ccedil;&amp;ouml;llerinin &amp;ccedil;orağına s&amp;uuml;rg&amp;uuml;n bir yetimim&lt;br /&gt;Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir...&lt;br /&gt;H&amp;uuml;z&amp;uuml;nlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur&lt;br /&gt;Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen&lt;br /&gt;Ben sahte uzaklıkların s&amp;uuml;rg&amp;uuml;n&amp;uuml;y&amp;uuml;m...&lt;br /&gt;Ben i&amp;ccedil;ine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin k&amp;uuml;sk&amp;uuml;n&amp;uuml;y&amp;uuml;m...&lt;br /&gt;&amp;Ouml;yle &amp;ouml;zledim ki seccademin alnımdan &amp;ouml;p&amp;uuml;şl.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/gul-oldum_53200871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 14:17:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Senden sana yol var mı? </title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/senden-sana-yol-var-mi_53200641.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/senden-sana-yol-var-mi_53200641.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Yokluğun kor bana... Sensiz, bin ateş par&amp;ccedil;asına b&amp;ouml;l&amp;uuml;n&amp;uuml;r kalbim. Tenimde &lt;br /&gt;cehennem cehenneme d&amp;uuml;şer, bir daha yanar. Avucumda denizler kurur; &amp;ccedil;&amp;ouml;ller başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;ouml;z&amp;uuml;me geceler &amp;uuml;ş&amp;uuml;ş&amp;uuml;r; sabahlar &amp;uuml;rk&amp;uuml;p uzaklara ka&amp;ccedil;ar. S&amp;ouml;zlerimi hece hece alev sarar; dudağımda yangınlar başlar. Korkarım, bir kez &amp;ldquo;su&amp;rdquo; dersem sular alev alır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuşun zor bana. Sensiz, yokuşlar uzar, yollar u&amp;ccedil;urumlara uğrar. Yaraların kabuğu a&amp;ccedil;ılır; ırmakların yatağı daralır. Sele kapılır dağlar; k&amp;ouml;pr&amp;uuml;ler ge&amp;ccedil;ilmez olur. D&amp;uuml;nyanın b&amp;uuml;t&amp;uuml;n taşları kirpiklerime biner; g&amp;uuml;neşlerin hepsi &amp;ccedil;&amp;ouml;le iner. Elimde kalır ağıtların hepsi; kimse duymaz, kimse ağlamaz, kimse anlamaz. Bir kuyuya iner gibi; tozlanır şiirler, g&amp;uuml;fteler silinir, şarkılar boğulur. Harfler harflere bitişmez olur. Sahipsiz kalır keman; telleri kopar bağlamaların... Ahenk bozulur; nefessiz kalır neyler. Bir &amp;ldquo;Ah!&amp;rdquo; etsem, &amp;ldquo;Ah!&amp;rdquo;ların hepsi ağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığın koca bir dağ bana. Şirin bu kadar uzak değildi Ferhat&amp;rsquo;e. Sadece dağlar ayırdı onları. Dağdan sonrası Şirin&amp;rsquo;di. Dağın berisi Ferhat&amp;rsquo;ti. Sen ise dağın kendisisin. Kazıp da yakın edeceğim bir yer yok ki Şirin&amp;rsquo;e Ferhat olayım. Aşıp da kavuşacağım bir y&amp;acirc;r yok ki sana geleyim. Sanki bir yanım dağ, bir Ferhat&amp;rsquo;tir benim. Kimi kimden uzak bileyim? Su i&amp;ccedil;ecek dudaklar kurudu, kime sular getireyim? Sular serinliğini yitirdi; kime s&amp;acirc;ki olayım? &lt;br /&gt;Yokluğunu sor bana. Mecnun&amp;rsquo;un g&amp;ouml;z&amp;uuml;nde Leyl&amp;acirc; değilsin ki, sana gelmek i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;&amp;ouml;lleri g&amp;ouml;ze alayım. &amp;Ccedil;&amp;ouml;lleri hepten yaktım; kumlar dağıldı, tozlar u&amp;ccedil;uştu. Aşk kalplere k&amp;uuml;st&amp;uuml;, kuyulara d&amp;uuml;şt&amp;uuml;.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/senden-sana-yol-var-mi_53200641.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 14:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Eskici..</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/eskici_53200141.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/eskici_53200141.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://i37.tinypic.com/1zbqb15.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zamanki ses. Alıştığım ve beklemediğim. &amp;Uuml;zerime alınmadığım. Duymayıp ge&amp;ccedil;tiğim. &amp;ldquo;Eskiiiiiiiciiiii&amp;rdquo; Eskileri &amp;ccedil;ağıran taze ses evlerin pencerelerine &amp;ccedil;arpıyor, par&amp;ccedil;alanarak geri d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor gibiydi. Telaşla yanından ge&amp;ccedil;iyordum ki, bana fısıldadı: &amp;ldquo;Sizde hi&amp;ccedil; eski yok mu hocam?&amp;rdquo; Beni tanıyacağı da, benden eski bir şeyler soracağı da aklıma gelmezdi. Durdum. Bende nasıl bir kıyamet kopardığının farkında değil gibiydi. Aklımdan evi taradım; yeni taşınmıştık. Bir aylığına &amp;ouml;zel bir misafirhane hazırlanmıştı ailemize. Koltuk yeni. Kap kacak yeni. Halı yeni.&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Evde en eski benim!&amp;rdquo; dedim. &amp;ldquo;İşine yarar mıyım? Ne kadar ederim?&amp;rdquo; Cevap vermedi. İkimizi de adını koyamadığımız bir sessizlik susturdu. Evin en eskisi olarak ge&amp;ccedil;ip gittim yanından. Eskici tezg&amp;acirc;hına yakışmayacağım belliydi.&lt;br /&gt;Sesi yeniden yankılandı: &amp;ldquo;Eskiiiici!&amp;hellip;&amp;rdquo; Demek ki, kimsenin m&amp;uuml;şteri olmadığı eskilerin de bir m&amp;uuml;şterisi vardı. Elden &amp;ccedil;ıkardıklarımız birisi tarafından el &amp;uuml;st&amp;uuml;nde tutulabiliyordu. G&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;zden d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş şeyler eskicinin g&amp;ouml;z bebeği olabiliyordu. Zaten atılacak hurdalar bir başkasının almaya can attığı kadar kıymetli olabiliyordu. Fazladan yer işgal eden gereksizler bir başkasının &amp;ccedil;ığlık &amp;ccedil;ığlığa aramasına değiyordu.&lt;br /&gt;Doğruydu s&amp;ouml;ylediğim. &amp;ldquo;Evin en eskisi&amp;rdquo; benim! Giderayak eskiyorum da! G&amp;ouml;zden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yorum g&amp;uuml;n be g&amp;uuml;n. Yery&amp;uuml;z&amp;uuml;ndeki yerim giderek azalıyor. Geleceğin caddelerinde y&amp;uuml;r&amp;uuml;meye değmiyorum. İhtimal ki, elli yıl sonrasının hesaplarında yer işgal etmiyorum. .. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/eskici_53200141.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 14:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ey beni en çok sevenin sevdiği!..</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ey-beni-en-cok-sevenin-sevdigi_53196181.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/ey-beni-en-cok-sevenin-sevdigi_53196181.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bilirim her g&amp;uuml;n doğmadan kızıllığına yazar adını..&lt;br /&gt;Bilirim her martı dokunmadan denize&lt;br /&gt;Kendi dilince tekrarlar duanı..&lt;br /&gt;Ve her g&amp;uuml;l a&amp;ccedil;madan kollarını bu d&amp;uuml;nyaya&lt;br /&gt;Senin kokunu bular y&amp;uuml;reğine..&lt;br /&gt;Bilirim d&amp;uuml;şmez g&amp;uuml;neş toprağın hi&amp;ccedil;bir zerresine&amp;hellip;&lt;br /&gt;Hatırlamadan seni&amp;hellip;&lt;br /&gt;Bilirim seversin sen seni seveni&amp;hellip;.&lt;br /&gt;Ey beni en &amp;ccedil;ok sevenin en sevdiği&amp;hellip;&lt;br /&gt;Ey g&amp;ouml;nl&amp;uuml;mdeki sevgiye bengisuyunu, okyanus diyarından yudum yudum damlatan&amp;hellip;&lt;br /&gt;Kar suları yıkarken ruhumu, ılık bir yağmur damlasının sevdasında, y&amp;uuml;rek atışlarıma merhamet denizinden katreler d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ren&amp;hellip;&lt;br /&gt;Ey kalbimin en derin toprağına, avu&amp;ccedil;larımda biriktirdiğim dualarıma kattığım, kirpiklerimin ıslaklığı ile bezediğim, nazenin &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eğimin adı&amp;hellip;&lt;br /&gt;Sonra, yalnız karanlıklarımın donduran soğukluğunda, yapraklarının g&amp;ouml;lgesinde bakışlarımı ısıttığım &amp;hellip;&lt;br /&gt;Adıyla, en tenha zamanların karmaşasında, i&amp;ccedil;imin dalları kıran fırtınalarını durulttuğum&amp;hellip;&lt;br /&gt;Her uyanışımda sabaha, gurubun kızıllığına taze a&amp;ccedil;mış yaseminler aklığında ismini y&amp;uuml;reğimle yazdığım&amp;hellip;&lt;br /&gt;Ey adıyla, serin r&amp;uuml;zgarlarında bedenimi &amp;uuml;ş&amp;uuml;ten eyl&amp;uuml;l&amp;uuml;, nisanın yeni a&amp;ccedil;mış badem ağa&amp;ccedil;larına d&amp;ouml;nd&amp;uuml;ren&amp;hellip; İ&amp;ccedil;imin dermansız bildiğim dertlerine, sonsuz bir iyileşmeyle deva olan&amp;hellip;&lt;br /&gt;Ey seher vakitlerinde soğuk g&amp;uuml;l yapraklarına ılık dokunuşlarla konan, şebnemlerin nazlı terenn&amp;uuml;m&amp;uuml;&amp;hellip;&lt;br /&gt;B&amp;uuml;t&amp;uuml;n kar taneleri erguvan dalında &amp;ccedil;i&amp;ccedil;ek oluyor k&amp;ouml;k&amp;uuml;n&amp;uuml; ruhuma salan&amp;hellip; Adının g&amp;ouml;lgesine sığınınca g&amp;uuml;nahlardan bizar olmuş y&amp;uuml;reğim&amp;hellip;&lt;br /&gt;Sana g&amp;ouml;nderdiğim selamların kabul olma umudunun heyecanıyla, dağbaşlarımı .. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/ey-beni-en-cok-sevenin-sevdigi_53196181.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 12:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Hasta Sabahı Bekliyor</title>
            <link>http://ahteslimiyet.blogcu.com/bir-hasta-sabahi-bekliyor_53195791.html</link>
            <guid>http://ahteslimiyet.blogcu.com/bir-hasta-sabahi-bekliyor_53195791.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;ldquo;Bir hastayı ziyaret eden kimse, ziyareti s&amp;uuml;resince, &lt;br /&gt;cennetin meyvelerini dermeye devam eder.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;Ahmed b. Hanbel, M&amp;uuml;sned, I,196, M&amp;uuml;slim, Sahih, IV,1989&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastayım, yalnızım, seni yanımda &lt;br /&gt;Sanıp da bahtiyar &amp;ouml;lmek isterim &lt;br /&gt;Rıza Tevfik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hasta sabahı beklerken Leyla&amp;rsquo;ya giden yolda u&amp;ccedil;an kuşlar mı birer Kays; yoksa Kays&amp;rsquo;lar mı birer kuştur?!.. Her kuş bir t&amp;uuml;rk&amp;uuml; tutturmuş hasretini i&amp;ccedil;ine &amp;ccedil;ekerken hangi Kays&amp;rsquo;tır kum tanelerince ayrı maceralarda sınanan, ve hangi kuştur Kays&amp;rsquo;lığa y&amp;uuml;kselen?!.. Her nefesinde başka d&amp;uuml;nyalar bulunan Leyla&amp;rsquo;ların mavera takılı dudaklarında can mı &amp;ccedil;ığlıktır, &amp;ccedil;ığlık mı can olur Kays&amp;rsquo;a doğru?!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hasta sabahı bekliyor&amp;hellip; &amp;Ccedil;ark-ı felek nakşında desenlerin en h&amp;uuml;z&amp;uuml;nl&amp;uuml; rengiyle&amp;hellip; Acıların y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde beliren tebess&amp;uuml;mleriyle&amp;hellip; Yarın bir kervan yola &amp;ccedil;ıkacak; bir halay saltanat tahtına erecek&amp;hellip; Oyası ateşle işlenen gergeflerin &amp;ccedil;ırpındığı delicesine zamanların hastaları, acı tekilliklerin şelalesine rahmet serpiyor &amp;ccedil;evre &amp;ccedil;evre; pe&amp;ccedil;esi yırtılan gecelerin yalnızlık dostlarını arıyor oda oda&amp;hellip; G&amp;ouml;zbebekleri eskimiş harfler gibi masal acılarını anlatıyor koridorlarda ve yunup yıkanan bir paklık tarih olmaya hazırlanıyor beyaz yatakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hasta sabahı bekliyor&amp;hellip; Her nefeste bir tabut &amp;ccedil;ıkıyor kapıdan; her saniyede bir mezar kazılıyor. İyodoform kokularında &amp;uuml;lkeler batıyor; seherlerde tefe&amp;rsquo;&amp;uuml;ller okunuyor, ve her şey hayra yoruluyor. Melekler ağlıyor yukarılarda şefkat şefkat; yazılar t&amp;uuml;kenmez hayallerle yazıyor son c&amp;uuml;mlelerini. Eyy&amp;ucirc;b&amp;rsquo;a bağışlananın kendinden esirgendiğini sanıyor bir gelincik, ve b.. ( &lt;a href=&quot;http://ahteslimiyet.blogcu.com/bir-hasta-sabahi-bekliyor_53195791.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 12:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://ahteslimiyet.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>