Ah Teslimiyet

avatar

İslâmofobi mi, Müslümanofobi mi?

26/9/2009, 01:30
“İslâmofobi” yani “İslâm Korkusu”.

“Fobi”, malûmunuz, psikoloji/ruhbiliminin ıstılahâtındandır. “Kişinin belli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu, kapıldığı baskılı, kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korku” mânâsına gelir.

Musevî-Hristiyan geleneği üzerine inşa edilmiş Batı uygarlığında, İslâm’la ve Müslümanlarla tanıştığı günden beri kök salmış hastalıklardan biridir İslâmofobi. Bu hastalığın ortaya çıkmasında, öncelikle Hristiyanlar tarafından kasdî olarak yapılmış muharref mubârek Kur’ân tercümelerinin ve en başta lisan engeli olmak üzere, birçok sebebden dolayı Müslümanlarla yeterince sağlıklı bir iletişim kuramamış olmanın katkısı çok büyüktür.

Amerikalı Mü’min Müslüman kardeşimiz Yahyâ Emerick -Hak Te’âlâ, celle celâluhu, ondan râzı olsun, sa’yini meşkûr kılsın- “Salaklar İçin Mufassal İslâm Rehberi” adlı müthiş kitabının en az adı kadar çarpıcı önsözünde şöyle demektedir: “İslâm ve Müslümanlar hakkında çok sayıda olumsuz ve gerçekdışı önyargıya sahip olmanızdan dolayı size kızmıyorum. Çünkü İslâm’a ve Müslümanlara karşı olan medya tarafından her gün ve her şekilde İslâm’a ve Müslümanlara karşı çok sayıda olumsuz ve gerçekdışı suçlamalarla hatta saldırganlıklarla bombardıman ediliyorsunuz. Ne var ki Müslümanlar gettolarda yaşamıyor, hiçbir zaman yaşamadılar. Sayıları da dünyanın her yerinde, her geçen gün, elhamdulillah, artıyor. Sokakta, alışveriş merkezlerinde, iş yerlerinizde, okullarınızda her gün ve her yerde Müslümanlarla karşılaşıyorsunuz. Hatta büyük bir ihtimalle Müslüman komşularınız bile var. Bu kitap, imanları gereği son derece namuslu, temiz, düzgün, edebli, zor durumda olan herkesin hiç ayırımsız yardımına koşan, toplum hayatına zarar veren her türlü kötü alışkanlıktan titizlikle uzak duran bu insanlarla/Müslümanlarla, onlar ve inançları hakkında kendilerine anlatılanlar arasındaki büyük çelişkiyi farkedemeyecek ve bundan dolayı hayrete düşmeyecek kadar salak olanlar için yazılmıştır.”

Elhâk, doğru!

Ama aynı İslâmofobinin, halkının %99′unun bin yılı aşkın bir süredir Müslüman olduğu bilinen, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celâluhu, dîni İslâm’ın yüzyıllar boyunca, deyim yerindeyse, sancaktarlığını, önderliğini yapmakla şereflenmiş ve bundan dolayı da öncelikle ve özellikle İslâm âleminde haklı bir itibar kazanmış olan bir ülkede, yani mazlûm ve mahzûn ülkemizde de gözlemlenebiliyor olması, gerçekten de olağandışı tuhaf bir durum. İşin daha da tuhaf tarafı bu psikolojik hastalığın mahzûn ve mazlûm ülkemizde yüzyıllardır yaşayan ve de namuslu, haysiyetli, şerefli vatandaşları olan Gayr-i Müslimlerde, çok özel ve de istisnaî bazı durumların dışında, hiç görülmemesi ama “Efendim, biz de Müslümanız!” diyen belli bir kesimde alabildiğine yaygın olması!

Akla hemen şu sualler geliyor ister istemez: Acaba bu insanlar da mı, üstelik Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyân ettikleri hâlde, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celâluhu, dîni İslâm’ı yeterince doğru ve iyi bilmiyor, tanımıyorlar? Eğer böyleyse, neden yeterince doğru ve iyi tanımadıkları, bilmedikleri bir dinin mensûbu olduklarını ısrarla beyân ediyorlar? Yoksa mensûbu olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyân ettikleri Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celâluhu, dîni İslâm’ı yeterince doğru ve iyi öğrenebilmelerine mâni olan bir durum ya da şartlar mı var? Neden medyanın belli ama önde gelen, dolayısıyla da bir hayli etkili bir kesimi, üstelik Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyân ettikleri hâlde, özellikle Batı medyasının İslâm’a ve Müslümanlara karşı olumsuz, önyargılı ve saldırgan tavır içinde olanlarının sergilediği tavrı, ısrarla sergiliyor? Neden halkının %99′unun bin yılı aşkın bir süredir Müslüman olduğu bilinen, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, celle celâluhu, dîni İslâm’ın yüzyıllar boyunca, deyim yerindeyse, sancaktarlığını, önderliğini yapmakla şereflenmiş ve olan mazlûm ve mahzûn ülkemizde, İslâm’ın temel ıstılahâtı hakiki mânâlarıyla değil de, inadına aslî zemininden kopartılmış, çarpıtılmış, “galat- meşhûr” hâline gelmiş/getirilmiş mânâları esas alınarak değerlendiriliyor, hatta suç addediliyor? Sözgelimi “şeri’ât”, “cihâd”, hatta “ulemâ” kelimeleri Müslüman olduklarını açıkça, yazılı ve sözlü olarak beyân eden insanların neden tüylerini diken diken ediyor, öfkelendiriyor? Neden “Elhamdulillah Müslümanım!” diyen/diyebilen herkesi sevindiren, mutlu eden, heyecanlandıran, üzen, tedirgin ve rahatsız eden şeyler, “Efendim biz de Müslümanız” diyenleri sevindirmiyor, mutlu etmiyor, heyecanlandırmıyor, üzmüyor, tedirgin ve rahatsız etmiyor da tam aksine tepkiler vermelerine yol açıyor?

Bu suallerin sayısını artırmak mümkün. Ama mazlûm ve mahzûn ülkemizin fikri hür vicdânı hür Mü’min ve de Mü’mine Müslümanları olarak bizi asıl ilgilendiren ve mutlaka ciddiyetle ve samimiyetle araştırmamız/irdelememiz gereken bence şu olmalı: Acaba bizim, özellikle de fikri hür vicdânı hür Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar olarak, kendi mahzûn ve mazlûm ülkemizdeki bu meş’um İslâmofobi hastalığının oluşmasında ve bu derecede müzmin hâle gelmiş olmasında bir payımız/katkımız var mıdır? Varsa nedendir?

Eğer? -Allah muhafaza!- varsa, o zaman Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar olarak belki de nicedir mazlûm ve mahzûn ülkemize sirâyet etmiş ve müzminleşmiş bu korkunç hastalığının adını Müslümanofobi olarak değiştirmemiz gerekecektir.

Bu, kuşku yok ki, Mü’min ve de Mü’mine Müslümanlar adına çok acı hatta dehşet verici bir durum olacaktır amma giderilmesi/tedâvi edilmesi mümkün olması bakımından da içimizi rahatlatacaktır.

Müteyakkız olun, müteyakkız kalın!

Münib Engin Noyan
Related Posts with Thumbnails


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu

başa dön

avatar

Hadi canım sen deeee...

7/9/2009, 00:42
Sen, sahip olduğun en değerli şeylerin hemen ilk sırasında yer alan aklınla, seni kuşatan ve gözlemleyip hakkında bilgi sahibi olabildiğin bütün varlık aleminde mükemmel bir düzenin, eksiksiz/kusursuz işleyen, içinde tesadüfe yer olmayan ve bu nitelikleriyle seni önce şaşırtan, sonra da kendine hayran bırakan muhteşem bir sistemin varlığını farkedeceksin. Sonra bütün bu mükemmelliğin ancak şuurlu ve mutlak bir irade ve azim bir kudretin eseri olabileceğini keşif ve idrak edeceksin. Sonra O Mutlak İrade ve Azim Kudret`in sahibini arayacaksın. Sonra O`nun insansoyu ve dolayısıyla da seninle, deyim yerindeyse, iletişim kurup kurmadığını, bir başka deyişle, sana bir mesaj gönderip göndermediğini, bütün samimiyet ve ciddiyetini alabildiğine kuşanıp seferber ederek araştıracaksın. Sonra bu mesajı bulup, yine bütün samimiyet ve ciddiyetini alabildiğine kuşanıp okuyacak ve onun gerçekten de O`nun tarafından gönderilmiş olup olmadığını bütün birikimini seferber ederek araştıracak, ince eleyip sık dokuyarak, yani bildiğin bütün kıstaslara vurarak sınayacak, irdeleyecek, tartışacak ve bu uzun ve meşakkatli çabanın neticesinde `Evet! Bu ancak O olabilir! Bu ancak ve de kesinlikle Hakikat`in ta kendisidir, Hak`tır!` deyip iman edeceksin. Sonra da bu büyük `farkına varış`ını, `uyanış`ını, `aydınlanış`ını, ona/O`na aklınla, şuurunla, maddi/manevi bütün varlığınla teslim/Müslim olup, O`nun bildirdiklerini, öğrettiklerini dikkatle ve titizlikle hayata/hayatına geçirmek ve bundan böyle O`nun koyduğu kurallara aynı dikkat ve titizlikle uyma gayretini ortaya koyarak kendini yeniden inşa edip, o doğrultuda yaşamaya çalışmak yerine, `Mesele açıklığa kavuşmuştur ve dolayısıyla da bitmiştir!` diyerek onu/O`nu rafa kaldıracaksın, öyle mi? Buna en hafifinden ciddiyetsizlik, samimiyetsizlik, tutarsızlık denir. Bu ancak kendini her şeyden ve herkesten -haşa!- üstün gören, dolayısıyla bütün varlık alemini yaratmış olan O Mutlak İrade ve Azim Kudret`in rehberliğine ihtiyacı olmadığını/olmayacağını düşünen, yani mubarek Kur`an`ın ifadesiyle müstekbir ve müstağni bir zihnin/kişiliğin tavrıdır. İşte mazlum ve mazhun ülkemizde, üstelik de kendilerini Müslüman olarak tanımlayan birtakım insanlar, fakirin deyişiyle o Tuhaf Güruh, sizden, Mü`min ya da Mü`mine bir Müslüman olarak, aynen bu tavrı sergilemenizi bekler, dahası talep eder. Hatta sizi bu tavrı sergilemeye, elindeki bütün imkanları seferber ederek zorlar! İstedikleri özetle şudur: Sen Mü`min ve Mü`mine bir Müslüman olabilirsin. Ama hayatın belli alanlarında, sözgelimi `kamusal alan`ında, kulu olduğunu aklınla ve kalbinle ikrar ettiğin O Mutlak İrade ve Azim Kudret Sahibi Alemlerin Rabbi Yüce Allah`a, celle celaluhu: `Ya Rabbi, ben Sana ve insansoyuna gönderdiğin son elçin Muazzez Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa`ya (s.a.v.) ve yine insansoyuna o`nun (s.a.v.) vasıtasıyla bildirdiğin son mesajın olan mubarek Kur`an`a, Hak ve Hakikat olarak iman ettim/teslim oldum ama bazı konularda Senin sözün geçmez! Sen bazı konulara/alanlara müdahil olma, karışma. Biz bu meseleleri kendi kafamıza ve tecrübemize, bilgimize/görgümüze göre koyduğumuz kurallarla yönetir, yönlendirir ve çözeriz. Bak, artık demokrasi, insan hakları, laiklik, modern hukuk ve benzeri şeylere sahibiz. Bunlar insanlığın yüzlerce yıllık bir tecrübe ve çok ciddi mücadeleler neticesinde elde ettiği yüksek değerlerdir. Dolayısıyla bu konularda Sana başvurmaya, Senin koyduğun kadim kurallara, ölçülere, değerlere, emir ve yasaklara, bu tecrübe birikiminden yoksun ve dolayısıyla da çaresiz olduğumuz eski günlerdeki gibi kesinlikle uymaya ihtiyacımız yok artık. Biz, kusura bakma ama, Senden `çok daha demokratik`, `çok daha hümanist/insancıl`, dolayısıyla da bu doğrultuda yeniden tanımladığımız `insan hak ve özgürlükleri`ne Senden `çok daha fazla saygılı`yız. Yasalarımız da doğal olarak Senin koyduğun o kadim kurallarla, ölçülerle, değerlerle, emir ve yasaklarla değil, bizim `çağdaş değerlerimiz`le uyum içinde olmak zorunda. Sen artık maneviyatımızın en kuytu köşelerinde, Sana tahsis ettiğimiz saygın konumunla yetinmek zorundasın. Orada kal ve sakın diğer işlerimize karışma. Aslına bakarsan manevi bunalımlarımızı/sıkıntılarımızı da kendi kendimize çözme yolları bulduk ama? Olsun. Ölüm falan var, cenaze var netice itibariyle? O zaman devreye girersin, bizleri bir güzel rahatlatırsın...` -tövbe, haşa!- demeni beklerler. Bunu yapmazsan da canına okurlar, seni demokrasi, insan hakları, devlet, cumhuriyet düşmanı hatta vatan haini ilan ederler. Kimler mi? Kendilerini `Biz aile yapımız olarak tutucu, muhafazakar, yüreğinde Allah korkusu ve Allah sevgisi taşıyan, dinimize inanan insanlarız. Laikliği, çağdaşlığı, Atatürkçülüğü savunan insanların çok büyük çoğunluğu böyledir` diye tanımlayan, yani ağzlarından çıkan/kalemlerinden dökülen bu ifadelerin, alabildiğine tutarsız herzelerden başka bir şey olmadığını farkedemeyecek kadar cahil ve şuursuz olan birtakım bedbaht şaşkınlar. Çünkü onlar, yani bu Tuhaf Güruh için Alemlerin Rabbi Yüce Allah`ın, azze ve celle, dini İslam yalnızca atalarından tevarüs ettikleri ama yalnızca kendilerince `hoş` buldukları(!) taraflarıyla muhafaza etmekte bir sakınca görmedikleri `kadim bir manevi gelenek`(!), Muazzez Peygamberimiz(s.a.v.) yalnızca `saygı gösterilmesi gereken çok değerli bir manevi şahsiyet`(!) ve mubarek Kur`an da yalnızca `bindörtyüz küsur yıl önce Arap yarımadasında yaşayan alabildiğine yozlaşmış, cahil, zalim, ahlaksız ve azgın bedevileri zapt ü rapt altına almak için kadim efsanelerden esinlenilerek yazılmış ve bu yüzden de saygı gösterilmeyi hak eden ama artık miadı dolmuş şiirsel bir metin`(!)dir. Şimdi bu şaşkın bedbahtlardan biri kalkıp da batıldan Hakk`a hicretinizi döneklik diye aşağılarsa ne dersiniz? `Hadi canım sen deeee?` Müteyakkız olun, müteyakkız kalın.

Münib Engin Noyan
Related Posts with Thumbnails


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu

başa dön

Add to Technorati Favorites My BlogCatalog BlogRank

Religion Business Directory - BTS Local Join My Community at MyBloglog! Blog Linkleri Link Dizini TopOfBlogs Blog Directory Art & Artist Blogs - BlogCatalog Blog Directory Bloglar Alemi Clicky Web Analytics Clicky Top Religion blogs blogarama - the blog directory
Toplist İslam
Site ekle (Vynet) islamiweb.net islami Siteler

islamiHit.com Dini100.Net

NurluYuz ListeNur.de - islami siteler listesi Ýsimdefteri - Siteni ekle bedava reklam


Powered by  MyPagerank.Net

Google bot last visit powered by Gbotvisit.com Yahoo bot last visit powered by  Bots Visit Msn bot last visit powered by  Bots Visit