Ah Teslimiyet

avatar

Göklere Nakşolan Aşk (MİHR-Ü MAH) Sultan

18/12/2008, 13:31
Güzelliklerin zirvesinde bir şehirdir İstanbul; Allah İnsanı yaratırken, kendi güzelliğinden bir suret bahşederek yaratmış
En mükemmel şekilde yaratılan insanda en mükemmeli insana sunmak zorunda hisseder kendini.
Güzellik gönüllerden akan çağlayan misali, gönül ile kurulan şehirdir İstanbul...
Yaşadığı coğrafyada estetiği zirveye taşıyan, ürettiği eserlerde estetiği her şeyin üstünde tutan Osmanlının mirasıdır bu şehir.
Estetik, sanatçının eserine kattığı duygusunda saklıdır. Şairin mısralarına aktardığı coşkusunda, mimarın eserindeki tutkulu aşkında, yüreğinde gizlidir.
Estetik kanaattir,
Estetik kültürdür,
Estetik inançtır, inananlar için vazgeçilmezdir güzellik.
İşte bir tarafta modernleşme uğruna betonlaşma, bir tarafta sahip olduğumuz Osmanlı kültürünün o ince zevki, bakıldığında tadına doyum olmayan Allah’ı hatırlatan o ilahi silüeti ile muhteşem İstanbul.

İşte İstanbul’a değer katan, seyredenleri hayretler içinde bırakan Mihrimah Sultan Külliyeleri. Aslında sevginin gücü bilinirse esere de pek şaşmamak gerekir. Çünkü kalp, sevenin eserinde hayat bulur.

Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem den olma kızıdır. II Selim’in de kardeştir. Mihr–ü (Güneş )Mâh (Ay) Sultan güzeller güzelidir. O isim ona boşuna verilmemiş diye düşünür güzelliğini görenler. Güneş kadar parlak, göz alıcı ve aydınlatıcı, ay kadar esrarlı ve mahzun. Gece ve gündüzün sönmeyen ışığıdır o.
17 yaşındayken Diyarbakır valisi Rüstem paşayla evlendirilir. At meydanında (Bu günkü Sultanahmet meydanı) büyük şenliklerle yapılır düğünü. Ve düğünden sonra Rüstem paşaya Sadrazamlık payesi verilir. Mihrimah Sultan, annesi Hürrem Sultan gibi akıllı, devlet işlerinde söz sahibi biridir. Servetinin ise haddi hesabı yoktur. Ne yazık ki Rüstem Paşa ile olan evliliğinde aradığı mutluluğu bulamaz. Bu sebepten dolayı kendini hayır işlerine adar. İstediği şey Osmanlıya yakışır kalıcı eserler bırakmaktır. Aynı zamanda da halka hizmet aşkı ile yanar tutuşur. Yapacağı hayır işleri için düşündüğü isim devrin baş mimarı Mimar Sinan’dır. Sinan Ustaya iki külliye siparişi verir ve yapım süresi içinde hep inşaatlarda dolaşır, Sinan usta ile birlikte fikir alışverişleri yapar. 1540- 1548 yıllarında Üsküdar’da yaptırdığı külliye bu semte atılmış bir imza kadar kalıcı ve söz sahibidir. Üsküdar’da“İskele cami” diye de bilinen külliyede medrese, aşhane, hastane, tabhane, hamam ve çarşısı ile Ayasofya’nın çağdaş bir modelini anımsatır.
Çift minareli bu cami ve külliyesi özellikle şadırvanının zarafeti ile dikkat çeker.

1562- 1565 yılında Edirne kapı’ya yaptırdığı külliyenin camisi ise tek minarelidir. 161 penceresi, ahşap üstüne sedef kakmalı kapısı ile görülmeğe değer bir sanat harikasıdır.
Sinan Usta İşi aldığında günlerce düşünür ve öyle bir şey yapmalıyım ki der Mihrimah sultan ismini göklere yazmalıyım. Külliyeyi görenler bir kere daha Osmanlıya hayran kalsınlar ve Sultanın ismi bu eserlerle tarihe nakşolsun.
İşin sırrı her iki külliyenin inşa edilecek yerlerin tespit edilmesindedir. Sırrına kimsenin akıl erdiremediği Sinan usta külliyelerin inşa edilecek yerlerini uzun süre düşünerek seçer. Ve seçtiği bu mekânlar ile Sinan Mihr-ü Mâh ismini göklere çakar.

Senenin belirli bir zamanında gökyüzünde aynı anda güneş ve ayı bir arada seyredersiniz. Üsküdar caminin iki minaresinin arasından ay doğarken, Edirne kapı caminin tek minaresi üzerinde ise batmakta olan güneş seyredebilirsiniz. Bu nasıl bir mimari hesaptır ve nasıl bir estetiktir buna kimsenin aklı ermez. Veya Sinan’a bunu yaptıran şey nedir? Nasıl bir aşk ile şevke gelmiştir ki dünyayı aydınlatan gece ve gündüzün sönmeyen iki ışığını kalbindeki sevgi ile göklere yazmıştır. O belki de Mihrimah Sultana hiç anlatamadığı ümitsiz sevgisini bununla dile getirmiştir. Bir nakkaş gibi göklere işlemiştir sultana duyduğu derin aşkını.


Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizeleri akla geldiği zaman acaba oda güneşin batışını ve ayın doğuşunu seyretmiştir diye düşündürür insana.
Sevdiğim güzelim İstanbul;
O canım konaklardaki ahşabın sıcak dokusu, tavanlara nakşedilmiş süslemeli oymaların zarafeti, pencerelerdeki vitrayların yapı ile ahengi nasıl bir güzellik katmış gizemli şehre. Mutlu olduğumuz, mutluluğu yakaladığımız o mekânlar ve estetiğin ulaşabileceği en son nokta İstanbul.
O lalezarlar, gülistanlardaki rengârenk güller, hanımeliler, sundurmalardan sarkan o morsalkımlar? Hepsi bizim, hepsi bize has,
bizi biz yapan güzellikler. Yani kişiliğimizi oluşturan şeylerdir yaşadığımız mekânlar.
Mimarların eserleri şairlere, şairlerin eserleri bestekârlara, bestekârların eserleri de kalplere ilham kaynağı olmuş ve kültürümüz yüz yıllarca hep ayakta yaşanan ilahi aşk ile daim kalmıştır.
Değer verilen şey değerlidir, özlem duyulan şey sevilendir. İşte öyle bir kültür ki gönül verilerek, kıymet bilinerek, aşkla, coşkuyla yaratılır bu eserler.

Kamil odur ki; koya dünyada bir eser.
Eseri olmayanın yerinde yeller eser.
HZ Mevlâna

Yazar :  Güzin Osmancık
Related Posts with Thumbnails


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu

başa dön

avatar

Düş - Ün - Ce

19/9/2008, 22:56
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Yanında poşetler uçuşuyor. Çok yalnız hissediyorsun, seni kaldırımlar tutuyor.
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncen buz gibi… Yanağında bir çöpçünün kirli eli…
Düşünceni bir çöplükte buluyorlar… Düşüncenin, kıpkırmızı gözleri… Etrafın tellerle çevrili…
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncenin yıkılıyor hayalleri…
Düş-ün-ce, kimse görmüyor seni!

Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Son umudunu çalıyorlar… Düşünmek nedir bilmiyorlar!
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncen kaldırıma akıyor… Kaldırım, kanıyor.
Düşünceni kaldırıma soruyorlar, düşüncenin gözleri seğiriyor… İç çekişin sürüyor…
Düşünceni sargı bezleri ile sarıyorlar. Tükeniyor… İçindeki pıhtılaşma sürüyor.
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncenin paramparça içi…
Düş-ün-ce kimse görmüyor seni!

Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncen yere yıkılıyor… Üstün gazete haberleri… Güya, yüzünü örtüyorlar!
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşünceni sokağa atıyorlar, düşüncen öksüz kalıyor… Öksüzlük nedir bilmiyorlar!
Düşünceni bir çöplükte buluyorlar… Düşünceni kurtlar yiyor, hiçlik dostun oluyor… Düşüncen yitiyor.
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncen kor gibi… Yanağında bir çöpçünün kirli eli…
Düşünceni bir çöplükte buluyorlar… Düşüncenin, kapkara elleri… Etrafın canlı et kafesi…
Düşünceni bir sokakta vuruyorlar… Düşüncenin soğuyor hayalleri…
Düş-ün-ce, kimse görmüyor seni!


Seyyah Dergisi
Ömür Kurt

Teşekkürler Ömür Kurt
Related Posts with Thumbnails


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu

başa dön

avatar

Aynanın Sırrı

15/9/2008, 01:00
“çoktan geçtim adımdan
başka bir şey değilim artık aynalarımda”
Hilmi Yavuz



"Hem varlığım hem yokluğum, efendim…
Hoş tezat!"

Bir el yordamıyla çabucak geçtim aynalarınızdan. Bir nefeslik buğumuz bile takılıp kalmadı yüzeyinde. Ne tanık istedi aşk aynalardan ne temsilî hikâye. Ama tek bir gölge de olmalıydı hani geçerken tek yansımalık bir çakımlık ışıktan arta kalan. Bu benim görüntüsüz, bedensiz, lâkin bedelli, ezberi edilmiş temsilim efendim.


Tüllenmiş buğusuna parmak uçlarıyla yangının resmini suret olarak çizemiyorsa çölden alınıp pencere önüne konmuş çöl gülü, ağlasın boşluklarına o duvarlar o mekân. Ve boşluklarından yolup çıkaramıyorsa öyküsünü efendim, hangi yol yordam aklar siyahını gecenin.

Muhtemelen aşk bize öğretilmişti…

Aşkın bittiği yerde çekilir mürekkebi kalemin. Unutur yazgısında yazıyı ve yazma eylemini. Artık kırıştırın parmak uçlarınızla buluşması engellenmiş ak sayfalarda. Oysa ne çok tarih düşülecek anlara imza atılmalıydı kapılar ardında diz çökmüş bir aşk müridinin rahle önünde fikrini/zikrini/kalbini yangınlara verişine. Sönmek üzere olan kandilin isi dağılırken etrafa, kabus gibi çöküyordu gece dervişin omuzlarına.

El etek çekmiş bir kere aşk. Ya şimdi hangi noktanın üst üste gelişi anlatacaktı sızamayan sızısını sükûtun. Sesin harfle şekillendiği durumlarda hangi susmaların eşiğinden geçilir kelimeler vadisindeki kayıp ülkelere. Hayret!.. Sınırları ihlâl edilmiş kentin kapısına dayanacak, bir sözcüğü oluşturacak bir kaç harfimiz bile de mi kalmamış bu sessizlik mezarlığında?!

Sen aşk;
Böyle umarsız ardında varlığından daha büyük bir boşluk bırakmamış olsaydın bunca figâna ne gerek vardı. Gel gör ki çâresiz/iz ama hâlâ iklim/siz değil, ânsız, anısız hiç değil ama ıpıssız .
Yine de içimizin boşluklarına sesleniriz canhıraş bir geceden arta kalışla.

İşte bu benim harfsiz mesnevim efendim.

İmdi;
karşımda duran altın yuvaya oturtulup sırrı ardına almış, özü kum silsilesinden gelen insi/cam. İster kristal olsun ister sıradan bir cam. Ama munis bir v/edayla resmetsin zamandan düşmüş hikâyeyi. Koynuna sığınanların ters suretlerini düze çevirsin. Tersinden yazılmış hikâyeyi yine hantallıktan ve beceriksizlikten uzak elleriyle okunmayan el yazısından münezzeh kılsın.

Ve sen ayna;
Mekânın duvarlarını yalayan günün ilk ışıklarında, bağımlısı olduğu aynanın önünde öyküsünü diline dolamış hercâi çöl gülünün dilinin sınırlarını zorlama. Zaman denen mefhumun vazgeçilmez bileşeni olan aşkı sakın ola sınama ve çakılıp kalma gereksiz endişelerinle bahar tavırlı sevgililerin renksiz suretlerinin nakıştan sahte ahengine!..

“Efendisi siz olanın ayna neyine”


Usulca köklerinden sökülüp, fethedilen ülkelerin güle yataklık yapmış loş odalarındaki pencere önünde çölün bağrını özleyen çöl gülü, yine usulca terk ederken misafiri olduğu kenti, usûlen gözlerinden salıverdiği şebnemde sevdâlı bir koku ve üstüne suretinin yorgun izdüşümünü nakşettiği paramparça bir ayna bıraktı.

Gidişlerin de gelişler gibi öğretildiği yerde artık inanıyorum ki;

Kesin aşk b/ize öğütlenip öğretilmişti efendim.

İmdi susmanın yeri olduğunu bilir ve asil bir mührü vurur gibi dudaklarımıza susarız. Bin parça aynada bin surette raks ededursun gölgeler. Zirâ kır(ıl)ıp yansıdığı ışığın hatırı var gölgesini sürükleyip götürdüğü suretinde çöl gülünün.

NEŞE YEŞİLOVA
Related Posts with Thumbnails


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu

başa dön

Add to Technorati Favorites My BlogCatalog BlogRank

Religion Business Directory - BTS Local Join My Community at MyBloglog! Blog Linkleri Link Dizini TopOfBlogs Blog Directory Art & Artist Blogs - BlogCatalog Blog Directory Bloglar Alemi Clicky Web Analytics Clicky Top Religion blogs blogarama - the blog directory
Toplist İslam
Site ekle (Vynet) islamiweb.net islami Siteler

islamiHit.com Dini100.Net

NurluYuz ListeNur.de - islami siteler listesi Ýsimdefteri - Siteni ekle bedava reklam


Powered by  MyPagerank.Net

Google bot last visit powered by Gbotvisit.com Yahoo bot last visit powered by  Bots Visit Msn bot last visit powered by  Bots Visit